Ana Menü
Sitedeki Son 10 Üye
Yazılarımız
Anında Bahis
Üye Girişi
VIP Üyelik
Canlı Sonuçlar
Anket
Hava Durumu
| 3 Günlük Hava Tahmini |
| Şehir Seçiniz |


Site Durum Tablosu
| Son Üye: lazikoyum | Üye Sayısı: 13418 | Online Ziyaretçi: 30 |
ALTILI GANYANIN PÜF NOKTALARI
1) ATIN FORMU:
**At ne kadar kalite olursa olsun, yarışı kazanabilmesi için öncelikle formunun yeterli seviyede olması gerekir...
Atın formu demek, 'son 5 yarışındaki totosu demek' değildir…
Bu durum zaten yarışların cazibesini oluşturur, böylelikle bir gizem içerisinde görünür.
Örneğin; bir atın form durumu yarış kazanabilmesi için yeterlidir, ancak başka nedenlerden dolayı yarış kazanamıyordur.
Bunun nedeni yarışın gidiş hattı aleyhine olduğu için, çok sert gruplarda koştuğu için, aleyhine pist veya mesafede koştuğu için, farklı şehirde koştuğu yarışta pisti yadırgadığı için, yanlış taktikle koşturulduğu için, jokeyiyle uyum sağlayamadığı için veya rakiplerine göre dezavantajlı sikletle koştuğu için formu düşüş içerisindeymiş gibi gözükebilir…
Bu saydığım olumsuz durumların herhangi birisinde değişiklik olduğu zaman; safkan koşuyu kazanarak, süprize imza atabilir…
Normalde de bu saydığım bazı faktörler her yarışta değişkenlik göstereceği için hiçbir attan her zaman aynı performans beklenilmemeli!
**atın formuyla ilgili insanları en çok yanıltan durum; kaliteli bir atın uygun bir grupta koşmasıdır…
Burada öncelikle rakiplerinin form durumunu dikkate almak gerekir, belki rakipler çok uygun olabilir ancak koşuya katılan kalite safkanın yeterli hazırlığı yoksa; geçilmesi pek zor olmaz...
Bundan dolayı, ' Bunun yanında, bu atlar kim? Ölüsü bile bu grubu geçer ' gibi sözler kullananlar, daima yanılırlar!
Örneğin MERKÜR’ün 08.09.2007 tarihindeki yarışında büyük favori çıkması ve çok kötü bir performans sergileyip; kendisine güvenenlerin kuponlarını yatırması…

2) GALOP:
** Bazı insanlar vardır ki, hiç galoba bakmaz, dikkate almaz…
Bazı insanlar da vardır ki, sadece galoba göre altılısını kurar…
İkisi de yanlıştır!
Altılıya henüz yeni başlayan insanlar, eğer iyi bir galop yapmış atın kazandığına şahit olmuşsa; daima iyi galop yapan atların kazanacağına inanır…
Oysa durum çok farklıdır…
İnsanlar, bültenler gibi her ata kendince puan vermeli…
Bu puanları kendinizce verirken şunu düşünerek vermelisiniz;
Yarış maiden, formsuz atlar, kimin geleceğini bulmak çok zor; atın galobuna bakarsınız, en iyi galobu yapan ata 50puan verirsiniz…
Ancak yarış, açık yarış, çok kaliteli atlar koşuyor; atların galobuna bakarsınız, en iyi galobu yapan ata 20puan verirsiniz…
( tabi buradaki puanları misal olarak veriyorum, yoksa elimize kalem alıp; puan vermeyeceğiz. Ama puan vermiş gözüyle bakacağız )
Yani galop her yarışta aynı değerde değerlendirilemez…
Açık yarışta koşan atlar kendini ispatlamış isimlerdir, galoplarının fazlaca önemi yoktur…
Eğer safkan uzun süre start almamışsa, dikkate almalısınız veya kaliteli at formunu bulamadıysa, ne zaman çıkışa geçeceği belli olmayacağı için galoplarını dikkate almalısınız…
** Galopda püf noktası; birkaç çim yarışı koşmuş tayın ilk koşacağı kum pist yarışında nasıl koşabileceğini yansıtmasıdır.
Çünkü galoplar kumda yapılır, güzel galop yapmasına rağmen çim pistte bir türlü başarılı olamayan bir tay varsa ve pedigrisi kum piste yatkınsa; kum pistte yarışacağı ilk koşusunda kazanmaya yakındır.
Örneğin, ALAYEL’in koştuğu ilk kum yarışını kazanması gibi…
** Galopdaki bir diğer husus da şudur;
Bazı safkanlar koşu stili icabı kolay tempoda giderler, bazıları ise teşvikle giderler…
Mesela YEZDAN stilinden dolayı galop derecelerinde rahat ve çok rahat ibareleri geçerken, CANKARTAL gibi teşvikle giden bir safkanın galobunda ise çalışarak ibaresi geçer..
İşte bu rahat, çalışarak ibareli galopları değerlendirebilmek için safkanların koşu stilini bilmek gerekir, aksi taktirde insanlar yanılgıya düşerler.
Hatta şu eklemeyi de yapabiliriz, bazı safkanlar çok kötü galop yapmalarına rağmen; yarışlarında çok farklı koşarlar, örneğin CANSES gibi…
Bazı safkanlar da vardır ki; mükemmel galoplar yapmalarına rağmen, yarışlarında fazlaca başarı gösteremezler IŞIKBEY gibi…
Bu safkanları da iyi tanımak gerekir, aksi halde; galobunun kötü olduğunu düşündüğünüz bir ata şans vermediğinizden dolayı kuponunuz yatar veya galobu çok iyi diye yazdığınız at; aslında kuponunuzu genişletmekten başka işe yaramaz...
Sonuç olarak tek başına galobu değerlendirmek doğru olmaz, nerde ne şekilde kullanmayı ve atların yarış karakterlerini iyi bilmek gerekir…

3) PİST ve MESAFEDEKİ DERECELERİN SIKLETLERİYLE HESAPLANMASI:
**Aslında insanların en çok kullandığı sistemdir…
Çoğunlukla yalnızca bunu dikkate alarak altılı yapıldığı için başarısızlık kaçınılmaz oluyor.
İki atın yaptığı dereceyi kıyaslamak göründüğü kadar kolay bir iş değildir…
Gazeteyi elinize alıp, bu at şu dereceyi yapmış, diğeri de bunu yapmış, bu tek olur demek saçmadır.
Yarıştaki dereceleri kıyaslayabilmeniz için yarışı izlemeniz gerekir, yarış hızlı tempoda geçmiş olabilir veya yavaş tempoda da geçmiş olabilir…
Pistin ölçüm durumu veya koştukları şehir farklı olabilir…
İki dereceyi sağlıklı bir şekilde kıyaslayabilmek için mutlaka derecelerin aynı gün yapılmış olması gerekir...
Örneğin; TONY MONTANA 1200çimi aynı günde 1.12yapmışken, ACTION MAX 1.10 yapmıştı…
Bu da ACTION MAX’ın TONY MONTANA’yı büyük ihtimalle geçebileceğini gösterir, ki geçti zaten…
Ancak bir safkan Adana'da 1200 çiminde 1.14 yapmışsa, bir başka safkan da Bursa çiminde 1.12 yapmışsa; bu iki safkanın karşılaşması halinde, daha iyi derece yapanın kazanacağını iddia etmek tam olarak doğruyu yansıtmaz!
Çim pistin ölçümü aynı gözükse de, bazen dereceler günlere göre çok farklı çıkabiliyor…
Ben derecelere bakarken o kadar ayrıntıya girerim ki, aynı gün yapılmış iki dereceyi kıyaslarken; birbirleriyle aralarındaki saat farkına bile bakarım…
Nasıl mı?
Diyelim ki, 1.koşuda maiden’da koşan bir tay, 1200çimi 1.14 yaparak kazanmıştır…
9.koşuda maiden’da koşan bir tay da, 1200çimi 1.14 yaparak kazanmıştır…
Ancak bir gün önceden yağmur yağdığı için çim pist biraz ağırdır, ölçümler saat 12de yapılmıştır, 1.koşu saat 13.30da koşarken, 9.koşu saat 17.30da koşulmuştur…
O günde hava günlük güneşlikse, 4saat içerisinde çim pist daha da kurumuştur ve ilerleyen her dakikada daha iyi derece çıkmaktadır…
Bu da şunu gösteriyor; 1.koşudaki safkan ile 9.koşudaki safkan bir araya geldiği zaman, sadece dereceler dikkate alındığında; 1.koşudaki safkanın daima 9.koşudaki safkanı geride bırakması gerekiyor.
Bunların hepsi çok ince detay gereken değerlendirmelerdir, ancak sadece derece olarak yukarıda belirttiğim şekilde derecelerin kıyaslanması gerekir.
Ancak dereceler her koşuda değil, özellikle tay yarışlarında dikkate alınmalıdır....

4)YARIŞIN GİDİŞ HATTI ve ATIN KOŞU STİLİ…
Öncelikle şunu belirteyim ki, 'gidiş hattı' sözü; kendime özgü bir tabirdir.
Her ne kadar 'gidişat' doğru olanıdır diyenlerin sayısı çok fazla olsa da, ben bu kelimenin anlatılmak istenilen olayı karşılamadığına inanıyorum ve 'gidiş hattı' sözünü kullanmaya her zaman devam edeceğim...
Bir yarışın nasıl gideceğini, kimin bekleme yarışı yapacağını, kimin kaçacağını bilmiyorsanız; bildikleriniz kesinlikle size yeterli olmayacaktır!
Henüz bundan 3 yıl önce, hiçbir at yarışı tahminlerinde; 'bu at şunun temposunu bozar, bundan da şu istifade eder' gibi yarışın gidiş hattıyla ilgili hiçbir söz bulamazdık. Belkide mütevazi olamayacağım tek konu; 'yarışın gidiş hattıdır'... Yarışların var olduğu günden bu yana gözler önünde olan ancak hiçbir zaman dile getirilmeyen bir konuyu, tahminlerimizle tüm Türkiye'ye sunduk. Şimdi binlerce yarışsever ve birçok at yarışı tahmincisi; yarışın gidiş hattını değerlendiriyor...
Böylesine önemli bir katkıda bulunduğumuzdan dolayı mutluyuz...
Peki yarışın gidiş hattı ne zaman işimize yarar?
- Eğer bir yarışta, safkanlar stili dışı koşmazsa ve yarış içerisinde her hangi bir aksilik yaşamazsa; o yarışın sonucunu kesinlikle buluruz!
Örneğin, 3 Mayıs 2009 Tarihindeki Bursa yarışlarının dördüncü ayağında; ABHAZYALI, SU DAMLASI ve SILENT KING gibi üç safkanın olmasından dolayı DERVİŞBEY ile LUNATIC'i önermemiz...
Bu da demek oluyor ki, yarış tecrübesi olan safkanların olduğu tüm koşularda yarışın gidiş hattına ihtiyaç vardır...
Bazı safkanların yarış karakteri şu şekildedir;
ARMEN: çok süratli olan bu safkanın yanında bir başka kaçak at daha varsa başarısız olur, eğer önüne bir safkan geçebilirse; yarışa küser ve tabela dışı tamamlar…
Ancak önde boş kaldığı zamanda, POPULAR DEMAND ve GRAND EKINOKS gibi safkanlara uzak çekebilecek kadar tehlikeli olur…
CENTAUR: süratli bir isim olmasına rağmen, her hangi bir kaçak atın olmasından olumsuz etkilemez… önünde kaçan atlardan bir müddet sonra liderliği alır, fark yapar, temposu düştüğü zaman yanına bir at gelirse tekrar arttırır ve yarışı kazanır…
GOLD FOR LADY: çok değişik stili olan bir safkandır, bu stilde olan çok az safkan vardır… taojan prenses mesela…
SABIRLI: süratli geçen yarışlarda grubun gerisinde teşvikle gider, son 400 dönüldüğünde sanki başka bir safkana bürünmüş gibi çok güzel sprint atarak yarışı kazanır…
Start verildikten sonra at kaçar mı, geç mi çıkar, ortalardan mı takip eder, bunların hepsi önce atların stilleriyle alakalıdır..
Ancak at sahibinin taktiği veya jokeyin inisiyatifine göre değişkenlik gösterebilir. Bazen beklenmedik durumlarda olabilir, örneğin yarış içerisinde faule mağruz kalan bir safkan stili dışı koşmak zorunda kalarak; yarışın gidiş hattını tamamen değiştirmiş olur.
Örneğin; devamlı aynı rakiplerini geride bırakan INSPECTOR, bir diğer kaçak at olan TAMPICO’nun da gruba dâhil olmasından dolayı önde istediği tempoyu bulamayıp, daha önce birkaç defa geçtiği rakibi SALVATORE’ye geçilmişti…
veya yarışın favorisi sprinter bir at olmasına rağmen, yarışta kaçak atların olmaması, sprinter olan favorinin şansını bi anda düşürür…
Çünkü sprint atan at, genellikle grubun gerisinden takip eder…
yarış ağır tempoda gittiği zamanda arka tarafta beklerse; önden giden atın temposu düşmeyeceği için attığı sprint fazla işe yaramaz…

5)JOKEY
** Her ne kadar atın üstüne oyunlarımızı kursak da, sonuçta bunları kullanan bir jokey var.
Özellikle formda olan jokeylere, formda olduğu şehirlerde şans verilmelidir.
Örneğin; 2007 yılında Ç.OK, Bursa’da jokeylerin yüzde 80'ninden daha fazla yarış kazanmasına rağmen, İSTANBUL’da 90defa bindiği atlardan yalnızca 1 tanesini birinci yapabilmiştir..
Y.AKAĞAÇ: formda olduğu zaman açık yarışlarda sürpriz yapmak dahil birçok yarış kazanır, ancak formsuz olduğu zaman kazanması gereken atı bile getiremiyor...
S.BOYRAZ: birçok insanın antipatisini almasına rağmen bazen çok güzel yarışlar sergileyebiliyor.
15 ağustos 2007 tarihinde HİCRAN’ı geçebilmek için ÇAĞAN’la verdiği mücadele aklımdan çıkmıyor, hayran kalmıştım.
En önemli özelliği soğukkanlı olması, ancak her ne kadar Gazi koşuları kazanmış olsa da teknik olarak üst seviyede olduğunu düşünmüyorum.
F.ÇAKAR: en beğendiğim jokeydi. Eskiden mükemmel bir şekilde ata binerdi...
Atı bisiklet sürermişçesine yön verebiliyor, tam olarak safkanına hâkim bir duruşu var.
25ekim 2003 tarihinde, ağır çimde, 1200mesafede, Türkiye’nin teki olan AKINDAYIM’ı, FLIERS FANTASY’e binerek mağlup ettiği yarış; ayakta alkışlanacak bir sürüştü… Ve ne Türkiye’de, ne de bir başka ülkedeki jokeyler bu bahsettiğim yarışı kazanmazdı..
Bu jokeyin, eksi tarafı ise; bindiği atı ya kaçırır, ya da en geride bekleme yaptırır… Kolay kolay yarışı ortadan takip etmez, atı koşu stilinden farklı koşturur…
E.YAVUZ: ata fazla kırbaç vurmadan, genellikle tutarak getirmekten yana olan bir jokey…
Teşvikle gitmeyi seven atlarda kesinlikle başarılı olamaz.
GÖKHAN KOCAKAYA: Bindiği atın hakkını sonuna kadar verebilen ve yarışseverler tarafından çok sevilen bir jokeydir. Geleceğin 1 numarası!
GÖKHAN GÖKÇE: Süper forma girip, ardından sönen aprantiler gibi olmadı ve istikrarını bozmadan, başarılı yarışlar sergilemeye devam etti. Gelecekte GÖKHAN KOCAKAYA'nın en ciddi rakibi olacaktır...
N.ŞEN: Son yıllarda kendisini önemli derecede geliştirdi. Özellikle yarışı iyi okuyabilmenin avantajını görüyor...
* Jokeylerin stilleri ile safkanların stillerini iyi bilip; uyuşup uyuşmadıklarını tespit etmek çok önemlidir.

6) ORJİN
Özellikle pist değişikliğinden kimlerin bu durumdan olumlu veya olumsuz etkilenebileceği bulunabilinir...

Her ayakta gelecek atı bulsak bile, altılıyı kuramadıktan sonra hiçbir önemi yoktur.
eğer altılının kaderini değiştirecek koşunun ikramiyesi düşükse; o koşuyu tüm türkiye gibi tek atmayın, süpriz bekleyin...
Dördüncü ayağa konulmasının sebebi ise; o koşuya kadar ganyan oyunlarınızın yatması halinde, beşli ganyan, dörtlü ganyan veya üçlü ganyan oynanılması için yapılan bir teşviktir.
ayrıca benim en çok yatıran numaradır :)
Altılı Ganyanın Püf Noktalarını yıllar önce yayınladım. Zaman zaman da güncelledim. Ancak halen eksik olan birçok konu var...
Tamamlanması imkânsız olduğuna inanıyorum. Çünkü bazı kısımlar var ki, ifade edilebilmesi bile çok zor.
Sonuçta her gün farklı bir Altılı Ganyan programı karşımıza çıkıyor ve her defasında şartlar tamamen değişiyor...
Sizler de bu konulardan farklı olan ve kendinize has olan bazı püf noktalarını paylaşabilirsiniz. Böylelikle herkesin bilgi dağarçığı genişlemiş olur...
Ayrıca sitemizin sağ alt kısmına yeniden 'Anında Mesaj' kısmı ekledik. Böylelikle tüm üyelerimiz, 'Üye Tahminleri' dışında da paylaşım yapabilecektir..
Ancak günün bazı zamanlarında yayında olacağını belirteyim.
Herkese hayırlı olsun...






