Enternasyonal Anadolu Koşusunda, BALIUS isimli safkan 2000 metre kum pistte 2.03.02'lik derecesiyle; adeta bizim atlarımızı sürklase etti.
Yarışın kilit noktası; DOĞUBEYİ'nin nasıl bir tempo vereceğiydi. Arapların DAYALA'sı gibi tempoyu bir yavaşlatıp, bir hızlandıran; istediği anda rakipleriyle arasındaki farkı bir hayli açan bu safkan; adeta döküldü...
* Peki sebebi neydi bunun?
- Bence HALİS KARATAŞ'ın yarışı kısaltmaya çalışmasından kaynaklandı. Yani yavaş tempoda gidip, son 400'de sprint atmak istedi.
Hatta bunu son 400'e girerken çok net anlayabilirsiniz, çünkü BERATHAN'ın jokeyi G.KOCAKAYA yanlış giden bir durumun olduğunu farkedip; basıp giderken, KARATAŞ halen DOĞUBEYİ'ni etkili bir şekilde öne atmıyordu...
* Sonra ne oldu?
- Eski köye yeni adet getirildiği için DOĞUBEYİ başarısız kalmış oldu.
- FAIRSON uzun süre yarışmamaktan olumsuz etkilendi.
- DERVİŞAĞA - BERATHAN - BERAN çok iyi koştu.
- Yarışı kazanan BALIUS ise, süper bir jokeyle yarışmanın avantajını çok iyi bir şekilde gördü. Çünkü yarışı çok iyi yerde götürdü ve tam da zamanında atağa kalktı.
* Eğer ki tempo süratli geçmiş olsaydı, BALIUS böyle bir birincilik alabilir miydi?
- Bence yarış karışacaktı. Çünkü rakibine göre koşan BALIUS, DOĞUBEYİ'nin süratinden olumsuz etkilenecekti ve bekleme yarışı yapan safkanların şansı yükselecekti.
= Sonuç olarak bizimkiler düşünmeden, çalışmadan, taktik kurmadan yarışa katıldılar ve haklı bir mağlubiyet aldılar...
Geçildikleri at da, öyle dünya çapında bir başarısı olan at değildi!
Enternasyonel Ifahr Koşusunda, BADAD isimli safkan 2100 metre kum pistte 2.24.61'lik derecesiyle kazanma başarısı gösterdi.
Bu safkanı! tek önermeme rağmen, yarış sonrası şunu düşündüm; bu yarışın birincisi ŞİMŞEĞİNOĞLU da olabilirmiş, KAFKASLI da olabilirmiş...
- ŞİMŞEĞİNOĞLU olabilirdi, çünkü DAYALA'dan kurtulmak için çok erken sprinte kalktı ve belkide şimdiye kadar görülmemiş bir uzunlukta sprint attı.
Bu kadar erken temposunu yükseltmemiş olsaydı, yani bu yarışta DAYALA koşmamış olsaydı; önde kuracağı temposuyla geçilmesi imkansızmış!
- KAFKASLI da olabilirdi, çünkü yarışın temposu son 800'de bir anda yükseldiği için şansı tamamen yok olmuştu. Buna rağmen birincinin 1 saniye gerisinde yarışı tamamladı. Oysa yarışın temposunu baştan hızlandıracak bir ekürisi olsaydı, rakiplerini kesinlikle mağlup edermiş...
= Sonuç olarak bizimkiler yine düşünmeden, çalışmadan, taktik kurmadan yarışa katıldılar ve haklı mağlubiyet aldılar...
Ayrıca yarış sonrası TJK'nin bir görevlisi, ekranları başında bulunan herkesi şok edici bir açıklama yaptı; '' eğer bu BADAD arapsa, bende zenciyim '' dedi.
O an yarışseverlerin enayi yerine koyulduğunu düşündüm!
Madem bu atlar arap safkanı değil, o zaman niye burada yarıştırılıyor?
Niye o koskoca ikramiyeler hediye ediliyor?
Nerede TJK'nın güvenilirliği?
Bugünden sonra başarılı olan arap atlarımızdan bizim de şüphe etmemiz gerekir. Çünkü buna bir koz verilmiştir...
BADAD isimli safkan anormal bir fiziğe sahip olabilir. Bu bizim hiç umrumuzda değil, bu atı bizim safkanlarımızla koşturanlar düşünsün!
Tabi ikramiyeler biz yarışseverlerin parasından toplandığı için bu atı bizim safkanlarımızla koşturanlar düşünmeyeceklerdir, umursamayacaklardır!
Enternasyonel İstanbul Koşusunda, EVAS REQUEST isimli safkan 1600 metre çim pistte 1.37.88'lik derecesiyle kazanma başarısı gösterdi.
Yarışın bitiriş derecesine baktığımızda, aslında tüm gerçekler daha net ortaya çıkıyor. Bu derecenin çok daha iyilerini güle oynaya gerçekleştiren safkanlarımız, bu defa ortalıkta görünmediler. Çünkü ilk 800 metresi çok yavaş tempoda geçmesine rağmen, beklemeyi yeğlediler. Son 800 de çok hızlı geçince, oldukları yerde saydılar...
Oysa yarışı kazanan safkan gibi yarışı ön grubun içerisinde takip etmiş olsalardı, bu sonuç oluşmayacaktı!
* CHI neden yarışı önlerde kabullenmedi?
* THE RISING neden yarışı önlerde kabullenmedi?
- Çünkü yarışın yavaş veya hızlı geçeceğini önceden düşünmeden yarışa katıldılar. Yarışın temposu yavaş geçmesine rağmen, bulundukları konumdan vazgeçmediler. Sonuç da kaçınılmaz oldu...
Enternasyonel Topkapı Koşusunda, PRESSİNG isimli safkan 1600 metre çim pistte 1.36.44'lik derecesiyle kazanma başarısı gösterdi.
Tıpkı İstanbul koşusunda olduğu gibi yarışın ilk 800'ü 51 civarında, son 800 de 45 civarında geçen bir tempo vardı. Böyle bir tempoya rağmen, INVINCIBLE SON bekleme yarışı yaptırıldı, kantarmada boğuldu ve tabela dışı kaldı. Kimse sanmasın ki INVINCIBLE SON'ın gücü bu kadardı veya bugün kötü koştu.
- Alakası yok!
INVINCIBLE SON yarış hayatının ilk koşusundan bu yana, hiçbir zaman böylesine yavaş tempoda yarıştırılmamıştı!
Tamam yarışı hızlandıracak bir at yoktu, eküri koymak gibi bir akıllılık da edilmedi, peki niye yarışı önlerde kabullenmedi?
Şu tempoda kaçsaydı bile ilk ikiden düşmezdi!
SABIRLI ile KURTINIADIS son yarışlarında temponun çok yavaş geçtiğini farkedip, çok erken öne düşmüşlerdi ve güçlerini yansıtabilmişlerdi. Peki son yarışlarında ki gibi koşmayacaklarsa, neden eküri kayıt ettirmediler?
H.KARATAŞ SABIRLI'ya binseydi, aynı sıralama oluşur muydu acaba?
H.KARATAŞ, her şeyin profesyonellik olmadığını SABIRLI'ya mağlup olmakla anlamıştır galiba. Bindiği safkan, SABIRLI'dan 5 yaş küçüktü.
Yüreğini ortaya koyarak yarışan bir safkan varsa; o bu değil, SABIRLI'dır!
Ayrıca kuralına uygun olarak, mantıklı taktikleri uygulamak yerine; N.ŞEN'in NALIN İSYANI'yla yabancı atlara çok ciddi bir faul yapması; bence hiç yakışmadı, çok ayıp edildi!
Enternasyonel Boğaziçi Koşusunda, HALICARNASSUS isimli safkan 2400 metre çim pistte 2.31.59'luk derecesiyle kazanma başarısı gösterdi.
Sözde dört at eküri koşuyordu, ne ekürilerden birisi yarışı süratlendirdi, ne de INSPECTOR...
Korkakca koşturularak, aslında gerçek güçlerini yansıtamamış oldular...
* Aklı başında olan insanlara sesleniyorum; INSPECTOR yüksek tempoyla kaçmış olsaydı, ilk üçten düşer miydi?
- Bence ilk üçten düşmesi imkansızdı, çünkü OUT OF CONTROL temposunu kesinlikle bozmak istemeyecekti...
* Aklı başında olan insanlara yine sesleniyorum; OUT OF CONTROL, tıpkı zamanında AVANGARD'ın yaptığı gibi yüksek tempoyla kaçsaydı, sonuç ne olurdu?
- Ya PAN RIVER kazanırdı, ya da ANNOSH kazanırdı. Özellikle ANNOSH böylesine aleyhine tempoda, tam sprinte kalkmışken ciddi bir faule mağruz kalmasına rağmen dördüncülük elde etti...
* Peki neden yabancı at kazandı?
- Çünkü yarışın temposunun yavaş geçtiğini farkettiği için ön grubun hemen arkasında yarışı takip etti. Üstelik 1200'e gelindiğinde SENATORE yarışı bir anda hızlandırınca, en geride bekleyenleri de, en önde gidenleri de mahvetmiş oldu. Böyle durumlarda daima yarışı orta sıralarda götüren at şanslı olduğu için sonlarda çok diri gelen HALICARNASSUS yarışı kazandı...
= Sonuç olarak kendi kendimizi bitirdik. Ya tempo hızlı başlamalıydı, ya da yavaş başlayıp; giti gide hızlanmalıydı. Böylelikle yarışı önlerde kabullenen veya bekleme yarışı yapan safkanlarımızdan birisi fotoyu önde geçebilirdi. Ancak ERHAN YAVUZ'lu SENATORE öyle bir hamle yaptı ki; birincilik adeta hediye edilmiş oldu...
Enternasyonel Malazgirt Koşusunda, TURBO 1600 metre çim pistte 1.45.44'lük deresiyle kazanma başarısı gösterdi.
Yarışın başlarında üzerine gelen her hangi bir safkan olmayınca, şimdiye kadar hiçbir arap safkanının yapamadığı, hatta yaklaşamadığı bir tempoyla koştu. Böylelikle normal bir arap atının kendisini geçebilmesini imkansız kıldı, rakipleri de normal bir arap atı oldukları şüpheli olmalarına rağmen geçemediler...
= Bir Türk vatandaşı olarak TURBO'nun kazanmasına sevindim, gururlandım. Fakat B grubu arap atlarının mücadelesi bile TURBO'nun yarışlarından daha çok keyif veriyor..
Bir yarışsever olarak TURBO'nun yarışları; ODİN, ODİNHAN, AĞAKARACA, TAMERİNOĞLU, ÖZGÜNHAN, DEMİRKAZIK vs bu gibi şampiyonları özletmekten başka bir şey hissettirmiyor...
= Sonuç olarak
'' sen bu işin pirisin, ne yapacağını bilirsin '' demekle bu işler olmuyor!
'' sen yabancı atların önünü kapat, sen gerekirse faul yap '' demekle bu işler olmuyor!
'' rakipleri tanımamak, hatta kendi atını tanımamakla '' bu işler olmuyor!
'' rekor ikramiyeler dağıtıp, reklam yapmaya çalışmakla '' bu işler olmuyor!
Yarışı kazanan yabancı bir jokey, '' bundan sonra hep geleceğim, burada çok para veriyorlar '' diyerek adeta başımızı öne eğdirdi!
Oysa başlarının öne eğilmesi gereken kişiler biz değildik!
TURBO'nun birinci olmasıyla, utanç verici tablo ne kadar gölgede bırakılabilinir?
Elin oğlu jokeyiyle, at sahibiyle, antrenörüyle, atıyla bizlerden çok daha ileride olduklarını eze eze gösterdiler...
Yalandan gündem değiştirmek yerine, artık nerede hata yapıyoruz diye sorup; ona göre hareket etmek gerekir!
Ayrıca TURBO arap mı, değil mi diye sorular hiçbir zaman bitmiyor...
Benim bu konudaki görüşüm şu şekildedir; yazarken, söylerken safkan arap atı derim. Fakat hiçbir zaman gönlüm bunu söylemez!
Çünkü ne arap safkanı olduğuna eminim, ne de olmadığına...
TURBO'nun kesinlikle arap atı olduğunu iddia edenlere soruyorum;
* Nerden biliyorsunuz?
- Şimdi birçok kişi diyor ki; testler var, tetkikler var...
* Peki ÇETİN isimli sözde safkanda da aynı şeyler söyleniyordu. Bilmem kaç kez test yapılmıştı, Amerika'dan bile raporlar getirilmişti, hiçbir sorun yoktu.
Belki bugün TURBO'nun kesinlikle arap atı olduğunu iddia edenler, o zamanlarda ÇETİN'in kesinlikle arap safkanı olduğunu iddia ediyorlardı. Sonuçta ikisinde de kapı gibi raporlar önümüze getirtiliyordu...
* Ne oldu sonra?
- Yıllar sonra ÇETİN yarışlardan men edildi. Sessiz sedasız her şey bitti...
( Üstelik ÇETİN'in iki birinciliğide, kuponum beşte kalmıştı ve gayet yüksek bir ikramiyeden olmuştum. )
Şimdi en önemli soruyu soruyorum;
* Böyle bir örnek varken karşımda, Türkiye'deki hangi atın safkan arap olduğuna inanayım? Kime güveneyim?
İşte bu yüzden TURBO veya bir başka isime, ne arap safkanıdır derim, ne de arap safkanı değildir derim!