Tarihi öğrenmemizin en önemli nedenlerinden bir tanesi de, geçmişten ders alarak; geleceği düşünmektir ve buna uygun bir şekilde davranmaktır.
Örneğin; bir devletin vatandaşları daima isyan ediyorsa; demek ki devletin işleyişinde bir hata vardır ve bu düzeltilmelidir.
Bu kurumlar için de geçerlidir.
Bunu at yarışlarına uyarladığımızda; yarışseverlerin ihtiyaçlarına cevap vermeyen bir kurumdan dolayı, yarışseverlerin isyan ettiğini görürsünüz.
Anket yapmadan bile yarışseverlerin yüzde 99'nun birden fazla şikayet edebileceği konu olduğunu düşünebiliriz.
- Jokey bir yarışta canla başla mücadele ederken, diğer bir yarışta aynı çabayı sarfetmiyor.
- Jokey yarışın çok yavaş tempoda geçtiğini bilmesine rağmen en arkada bekliyor, insiyatif kullanmıyor.
- Jokey yarışın çok hızlı tempoda geçtiğini bilmesine rağmen ısrarla liderliği almaya çalışıyor, insiyatif kullanmıyor.
- Atın ilgilileri jokeye, safkanı zorlamaması talimatını veriyor.
- Atın ilgilileri jokeye, kesinlikle benim talimatımı uygula diyor.
- Tarihi eser bir tüzük olmasına rağmen, o bile uygulanmıyor.
- Start verildiği andan itibaren jokeyler birbirlerine faul yapmaktan geri kalmıyor ve sonuç değiştirilmiyor. Altta kalanın canı çıksın mantığı uygulanılıyor.
- Komiserler kurulu bir faul karşısında sıralamayı değiştirmezken, aynı faul başka bir zaman yapıldığında ise sıralamayı değiştiriyor.
- Komiserler kurulu herkesin apaçık gördüğü faulü görmemezlikten gelirken, alakasız faullerde ise sıralamayı değiştiriyor.
- Bir atın yarıştan çıkarılacağını bir gün önceden belli bir kesim bilirken, altılı ganyan başlamasına çok az bir süre kala yarışseverler öğrenebiliyor. Hatta bazen altılı ganyan başladıktan sonra bu değişiklik yapılıyor.
- Ortalama 3-5 günde bir atların devrildiği, jokeylerin sakatlandığı görülüyor ve hiçbir görevli de bu durum hakkında inceleme başlatmıyor, tedbir almıyor.
- Atların akraba olması sorun değil de, seyisler akraba, jokeyler akraba, at sahipleri akraba, antrenörler akraba, yetkililer akraba, basın akraba...
Hepimiz kardeşiz de, bu iltimastan başka bir şey olmuyor.
Bu ve bunlar gibi her gün nice sorunla karşılaşan yarışsever; hiçbir zaman muhattap kabul edilmeyen, sadece finans kaynağı olarak görülen insanlardır...
Çünkü yarışseverler örgütlenemediği için kısık seslerinden kimsenin korkusu yok.
Misal vermek gerekirse; 100.000 kişinin bile teker teker üstesinden gelinir, ancak bunların 100'ü bile biraraya gelse; hiç de kolay lokma olmaz.
-------------------------
Nerdeyse her gün vermiş olduğum tahminlerim dışında, bir de yarışseverin sorunlarını çözmek için uğraş veriyorum, bu da yetmezmiş gibi bir de yarışçılık camiasının kötü gidişatına bir dur demek için çabalıyorum.
Bir düşünün, bundan 10 yıl önceki dünya ile şimdiki dünya arasında ne fark var?
- Yediğimiz yemekte, içtiğimiz içecekte değişti.
- Giydiğimiz elbiseler, ayakkabılar değişti.
- İzlediğimiz diziler, filmler, programlar değişti.
- Eğitim ve öğretim programlarımızın içerikleri değişti.
- Bilgisayar, play station, 3G'li telefonlar hayatımıza girdi.
- İddiaa girdi hayatımıza, her geçen gün kendisini yenileyerek.
- Düşüncelerimiz değişti, yadırgadıklarımızı hazmeder olduk.
= Her şey değişti...
Peki dikkatinizi çekti mi, her şey değişip; kendisini yenilerken, at yarışları hiç değişmedi.
Ne varolan yarışseverleri razı edecek yenilikler yapıldı, ne de yeni yarışseverleri çekecek bir girişim yapıldı...
Şu an ki yarışseverlerin yüzde 65'i; 35 yaş üstü olan insanlardır. Yani yeni yarışseverler yok denilecek kadar azken, eski yarışseverler de artık yaşlandığı için kaçınılmaz bir son bizleri beklemektedir.
Bu tuzu kuru olan, bir eli yağda bir eli balda oldukları için geleceği düşünmeyen yetkililer; sadece yenilik yapmadıkları gibi yenilik yapanlara da mani oluyorlar.
Öğrencilerle, doçentlerle, profesörlerle röportaj yapıp; at yarışlarına olan bakış açılarını ele alıyorum.
Acaba onların baktıkları pencerede at yarışı nerede diyorum.
Dekanlarla görüşüp, at yarışlarıyla ilgili konferans düzenlenmesi için yer sözü alıyorum.
Öğrencilerin sosyal aktivitelerinin içerisine, TJK'nın isminin de geçmesi için sponsorluk adımları atıyorum.
Ancak bu lafa gelince mangalda kül bırakmayanlarda tık yok, öyle aval aval bakıp; '' amaaan, buna da ne oluyorsa, durduk yere başımıza iş çıkartıyor '' diyercesine duruyorlar...
Tabi işlerini biliyorlar.
Yarışseverlerin at yarışları oynaması için başka bir alternatifi yok.
Yarışseverlerin at yarışlarını izleyebileceği alternatif bir kanal da olmadığı için, alternatif bir programda yok.
Yani hep aynı yüzleri görüp, hep aynı sesleri duyup, hep aynı düşünceleri benimsemek zorunda kalıyor yarışsever.
Çünkü alternatifi yok.
Yüksek vergilerle at yarışlarının iliğini kurutan devlet; ilerde TJK'dan vazgeçecek.
Çünkü gün gelecek, o yıllardır dönen devran duracak ve işleyemez hale gelecek.
Bundan dolayı da at yarışları özelleşecek.
Böylelikle alternatif yarışlar da olacak, alternatif kanallar da olacak, alternatif yüzler, sesler, düşünceler de olacak.
Rekabet olacak, yarışseverler muhattap kabul edilecek, yarışseverlerin isteği doğrultusunda adımlar atılacak...
( 23 Ekim 2009 )