At yarışı, özelliği itibariyle müşterek bahise katılan herkesi ''tahminci'' kılar.
Hayatı boyunca ilk defa ganyan bayisine girmiş bir insan bile, at yarışı oynayan arkadaşının kuponuna ortak olurken her hangi bir öneride bulunabilir.
Örneğin '' AYŞECAN'ı da yaz '' der...
İsime karşı bir yakınlığı vardır veya gözüne ilk o at çarparak dikkatini çekmiştir, bundan dolayı da böyle bir öneride bulunmuştur...
Tabi öneride bulunulan at büyük ihtimalle süpriz olacağından dolayı, kendisini ganyana getiren kupon ortağı; bıyığının altından gülerek,
'' o atın ne işi var, sen karışma, ben halledecem şimdi '' der...
Halbuki o da karşısındaki bültenin puanlarına veya tahmincilerine bakar...
Tahminine baktığı ''at yarışı tahmincileri de'' büyük ihtimalle başkasına bakmıştır, duymuştur...
Bu böyle devam eder...
Hatta bir başka açıdan durumu ele alırsak; hayatı boyunca ilk defa at yarışı oynayan birisinin önerdiği at kazanabilir, bu atı da ömrünü tahminciliğe adamış insan bulamayabilir. Bu da işin sadece bilgi olmadığını, şansın da önemli bir faktör olduğunu tastikler...
Her müşterek bahise katılanın birer 'tahminci adayı' olması, at yarışı tahmincilerini sıkıntıya sokan bir durumdur.
Çünkü karşınızdaki yarışseverlerin kendilerine has bilgileri, çalışma stilleri ve tecrübeleri bulunduğu için ister istemez önyargıları da olabiliyor.
Bu da at yarışı tahmincisinin uzun vadede yarışseverleri ikna etmesinin zorluluğunu gösteriyor.
Uzun vadede ikna edilmesi çok zor olan yarışseverler; ilginç bir şekilde çok çabuk aldanabiliyorlar.
Örneğin herhangi bir kişi, çok büyük süprizi bulduğunda veya bir iki altılı yakaladığında;
'' Bu işi en iyi ben biliyorum, o internettekilere, radyodakilere, televizyondakilere taş çıkarırım '' diyerek, egosunu tatmin etmeye çalışabilir.
Bu kişiye aynı zamanda doping etkisi yarattığı için normalden daha fazla programa çalışır, hatta bu çalışma sabaha kadar sürer...
Ganyana geldiğinde ise halen kuponunu nasıl kuracağına karar verememiştir...
'' acaba şuradan mı at kıssam, yoksa buradan mı?... en iyisi burayı da tek atıp, rahat rahat izleyim diğer ayakları... yok yok bu da çok riskli olur... '' diyerek ikilem içerisinde kalır...
Sonra hayatı boyunca ilk defa gördüğü bir adamın, iddialı bir şekilde '' bu at geçilmeyecekmiş, tüyo geldi.. '' sözüne kulak asarak, o saatlerce sürdürdüğü çalışmasını elinin tersiyle iter ve ilk defa gördüğü bir insanın sözüne aldanarak, tercihini bu yönde kullanır...
Görüldüğü gibi yarışseveri başarılı olduğunuza dair ikna edebilmeniz çok zor olsa da, onların aldanmasını sağlamak çok kolay.
Her hangi bir insanın görüşünden bile önemli derecede etkilenen yarışsever; at yarışı tahmincisinin görüşüne daha duyarlı olduğu için, at yarışı tahmincisi aslında büyük bir sorumluluk içerisindedir.
Bu sorumluluk, at yarışı tahmincisini olumlu da, olumsuz da etkileyebilir. Eğer olumsuz tarafı ağır basıyorsa; tahmin verirken bir atın neden ve nasıl kazanacağını ifade etmesi gerekir.
Eğer bu yapılmazsa, önerilen at kazanamadığı zaman, yarışsever; '' hani bu at kazanacaktı? '' diyerek hesap sorabilir!
Zaten bir atı önerirken neden ve nasıl kazanabileceğini açıklayamayan at yarışı tahmincisi; yarışseverin hesap sormasına hiç cevap bulamaz...
Söyleyecekleri, '' şundan duydum, ahırdan geldi, kırkahvesinde konuşuluyor '' gibi, aklı başında olan hiçbir yarışseveri tatmin edemeyecek laf kalabalığı olur...
Oysa bir atın neden ve nasıl kazanacağını detaylı bir şekilde anlatan at yarışı tahmincisi; tüm sorumluluğu üzerinden atmıştır ve hiçbir yarışsever ona,
'' hani bu at kazanacaktı? '' diye hesap soramaz...
Bunu örneklendirmek gerekirse, 2008 yılının sonlarına doğru önerdiğim bir banko hakkında yorumumu sunayım;
** Zor programda tutulacak en sağlam dal KAAN CAT olarak görünüyor. Aslında ayrıntılara girmeye çalışsak bu safkanın bile yanına rakip yazmak zorunda kalırız, ancak o zaman da şablonu oluşturmak mümkün olmaz...
** Düz mantıkla bakacak olursak; koştuğu 1500 metre mesafeli kum pist yarışında 1.33 ile 1.32'lik derece gerçekleştiren bir safkan, ardından 1400 metre kum pistte de 1.26'lık derece sergileyebildiğine göre; gücünü kanıtlamıştır, form durumuna göre tek atılabilir...
Yarışın gidiş hattına baktığımız zaman; BUTSEFAL, NİKULAS ve KUBİHAN'ın yarışı süratlendireceğini görüyoruz. Bunların arasında şanslı olabilecek tek isim NİKULAS olarak görünüyor. Çünkü bu safkan kaçak atların hemen arkasından koşuyu takip edip yarış kazanabilmişti...
Fakat en yakın rakibi olan KAAN CAT'in stili bunu başarmasına imkan vermeyecektir. KAAN CAT yarışı dördüncülükten takip edip; viraj dönülür dönülmez liderliği almak için uğraş verecektir. Büyük ihtimalle bunu son 300 geçildiğinde başaracaktır ve arkadan gelebilecek olan rakiplerinin ataklarına karşılık vermeye çalışacaktır...
Mükemmel formunu devam ettiren bu safkanın, müsait sıkletle kazanmasını bekliyorum ve banko olarak öneriyorum...
Bu yarışın nasıl sonuçlandığını merak edenler, alttaki linke tıklayarak yarışı izleyebilirler.
http://www.tjk.org/Content/Visual.aspx?v=08111935.wmv&tarih=19/11/2008&popUp=1&l=1
Bu yarışı NİKULAS süpriz yaparak kazandı. Ancak hiç kimse '' hani bu at kazanacaktı '' diye hesap soramadı, soramaz da...
Çünkü KAAN CAT ilk defa stili dışı koşarak, gereğinden fazla bekledi. Sanırım sekizincilik civarında yarışı takip etti.
Son 400 dönüldükten sonra o kadar çok kapandı ki, en dışa açılmak zorunda kaldı ve en az 2-3 boy kaybetti.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen sonlarda adeta uçtu ve farkı 1 boya kadar indirdi.
Yani KAAN CAT tamamen jokey hatasından dolayı kaybetti.
At yarışından zerre kadar anlayan insan bile '' bu yarış 100 defa koşulsaydı, ancak sadece 1'inde NİKULAS kazanırmış '' diyebilecek izlenimi alır.
Zaten yorumlarımın içerisinde de, KAAN CAT'ten sonra yazılabilecek ilk atın NİKULAS olduğunu belirtmiş olmam; tahmin verirken, yorumun ne kadar önemli olduğunu belli ediyor...
----------
Tabi ben bu konulardan söz ederken; en iyi ben biliyorum, kimse hiç bilmiyor gibi izlenim vermek istemem.
Mutlaka doğrudur da diyemem, sadece nacizane fikrimi sunarım ve herkesin fikrine de saygı duyarım...
Örneğin bence ideal bir at yarışı tahmincisi; şans verilen atın neden ve nasıl kazanabileceğini mutlaka belirtebilme özelliğine sahip olmalıdır.
İyi bir diksiyonu, gözlem ve ikna yeteneği, güçlü bir hafızası mutlak surette olmalıdır.
En son belirtsem de, aslında en önemlisi; dürüst olmalıdır!
Bir yarışın kesin sonucunu; Tarım Köy İşleri Bakanı da, Türkiye Jokey Kulübü Başkanı da, Komiserler Kurulu da, At Sahibi de, Antrenör de, Jokey de, Seyis de ve hatta Atın kendisi de bilemeyeceğine göre; o zaman iş, kişinin kendi tahmin yeteneğine kalmıştır.
Sağa sola bakarak, ondan bundan duyarak verilen tahmin; 'tahmin' değildir!
Fakat ne yazık ki günümüzde bu yol moda olmuş durumda.
Ya camianın önde gelen kişilerinden bazı atlar için bilgi alırlar, ya da gözden bir şey kaçmış mı diye diğer at yarışı tahmincilerine bakarlar...
Tahmin vermek, tahminciyi tercih etmek, tahmini tercih etmek, kuponu doldurmak ve kuponu yatırmak gibi kavramların ortak özelliği; '' kararsızlık '' olduğu için insan tabiatı gereği standartlara uygun olmak için çevresine bakınır...
Ancak normal yarışsever ile at yarışı tahmincisi arasındaki farkı da; yine bu ince çizgi belirler...
At yarışı tahmincisi; '' kararlı '' olmalıdır!
Yine bu durum kadar yaygın olan bir diğer büyük hata, müşterek bahise sıkça katılmalarıdır.
Eğer at yarışı tahmincisi devamlı bir şekilde müşterek bahise katılırsa; duygusal davranmaya başlar.
Örneğin kuponunu yatıran bir ata antipati beslerken; kendisine maddi kazanç sağlayan bir ata ise sempati besler..
Bu iki at aynı grupta koştuğunda da, antipati beslediği at mantıken geçilmesi çok zor olsa bile sırf duygularından dolayı sempati beslediği ata şans verir.
Böylelikle çok büyük bir hata yapmış olur...
Unutmayalım ki; duygusallık, mantıklı davranmanın bir numaralı düşmanıdır...
Tabii ki at yarışı tahmincileri hak ettikleri değere ve kazanca erişemedikleri için ister istemez müşterek bahise katılıyorlar.
Bunun değişmesi için öncelikle internet sitelerinin birbirleriyle iyi anlaşmaları ve gerektiğinde birlik olması gerekiyor.
Ancak o zaman bu tür sıkıntılar ortadan kalkar.
Biz kendi adımıza bu konuda oldukça rahatız.
Çünkü hiçbir menfaat beklemeden, hiçbir insanı ayırmadan; başvuran her sitenin reklamını yaparak, tanıtımına katkı sağladık.
Bu iyiliğimiz uzun süreli olamadı maalesef, bu tip konuları dile getirmediğimiz için sizlerin çoğunluğu bilmese de; tanıtımını yaptığımız sitelerin birkaçından kötülükler gördük...
Sadece internet sitelerinin sahiplerinin katılacağı bir anket yapılsa ve '' hangi internet sitesini sevmiyorsunuz? '' denilse; uzak ara lider çıkarız galiba.
Kimsenin tavuğuna kış demedik ama durum maalesef böyle, tabi nedenlerini de onlara sormak lazım.
Bana sorarsanız eğer; '' ezber bozduğumuz için '' derim...
Örneğin ben şu kanıya varabilirim; kim ki, '' en iyi tahminci benim '' diyorsa, o aslında hiçbir şey bilmiyordur.
Başarısızlıklarını örtmek adına samimiyetten uzak, magazinsel durumlara önem veren ve saldırgan bir tutum içerisinde olanlar; genelde bu tip tepkiler verebiliyorlar...
Yarışseverleri canlı bir varlık olarak değil de, sadece bir kavram olarak görmek;
Başarılı veya başarısız olduklarını, icraatlerinden değil de; tahmin dışındaki yazdıklarından anlaşılacağını zannetmek;
Yine bu tip insanlara has durumlardır...
Oysa yarışseverlerin de bilgi birikimi vardır. Müşterek bahise katıldıkları sürece mutlaka az veya çok çalışma yaparlar, hatta birçok yarışsever; el etek öperek bir yerlere geldiğini zanneden at yarışı tahmincilerinden daha fazla bilgiye sahiptirler...
Yarışseverlerin de zayıf noktası; '' başarılı olmak '' konusundaki bakış açısıdır...
Tahmin, tahminci ve sonuçlar; kişiye göre farklı algılanır...
Örneğin;
- bir tahmincinin vesilesiyle hasbelkader ikramiye kazanan bir yarışsever, o tahminciye sempati beslediği için başarısızlığını kabul etmeyebilir..
- kulvar ve atın numarasını hesap yapan, şehir efsaneleri uyduran bir yarışsever; başarılı olan bir tahmincinin, önerdiği atın nasıl kazandığını anlamadığı için bir kılıf uydurup; başarıya gölge düşürmeye çalışabilir...
- Tahminci ne kadar başarılı olursa olsun, mutlaka mırım kırım yapanlar olacaktır...
Bu da '' at yarışı tahmincisinin tam olarak başarılı mı, yoksa başarısız mı? '' olduğu konusunda kesin bir fikir sahibi olunmamasını sağlar...
Bu bilinmezlik; sürekli olarak at yarışı tahmincilerinin türemesine ortam hazırlarken, aynı zamanda sap ile samanın da karışmasına neden oluyor.
İyi bir at yarışı tahmincisi; sayısız kez altılı ganyanı doğru tahmin etse de, en büyük ikramiyeli altılıları yakalasa da, en cazip bankoları bulsa da; herkes tarafından taktir edilmeyecektir, benimsenmeyecektir. Hatta bir süre altılı ganyanı doğru tahmin edemezse; dışlanılıp, çok başarısız ilân edilecektir.
Kötü bir at yarışı tahmincisi de, camianın ileri gelenlerinin elini eteğini öperek, reklamını yaparken; nerdeyse herkesin tahminini harmanlayıp, sunarak da zaman zaman tahminlerinde isabetlilik sağlayabilecektir...
- Bir şablonun tutması; o tahminin başarılı olduğu anlamını taşımaz!
Çünkü; hangi ata neden şans verdiğini açıklamadığı veya açıklayamadığı için hem sallamış olma ihtimali vardır.
Hem de şablonunu dikkate alanları ikna edebilmek adına hiçbir şey yapmadığı için tahmine pek değer verilmez.
Eğer kişi kendini ispatlamışsa, bazı zamanlarda şablon verebilir, bu açıklamalara dahil değildir...
- Yorumların da bulunduğu bir altılı ganyanın tutması; o tahminin de başarılı olduğu anlamını getirmez!
Çünkü; yorumların ikna edici özelliği yoktur, sadece laf kalabalığı vardır.
'' Bu yarışta çok iyi koşmasını beklediğim BİLMEMNEYİNOĞLU bankomdur '' demek; eğer yorumsa, bizler her gün ne yapıyoruz bilmiyorum...
Bu tip tahmincilerin başarılı sanıldığı tahminler irdelendiğinde; şu tür örnekler çıkabiliyor karşımıza;
Bu tip bir at yarışı tahmincisi SAGARİS'i tek önermiştir.
Fakat aynı yarışta iki tane daha süratli at olduğu için yarışın gidiş hattını ve atların stilini bilen tahminci; SAGARİS'e şans vermemiştir...
Sonuca bakıldığında; SAGARİS kazanmıştır ve bundan dolayı sonucun sebebini sorgulamayanlar; bence iyi olmayan bir at yarışı tahmincisini başarılı bulurken, iyi bir at yarışı tahmincisini de başarısız bulmuştur...
Oysa sonucun sebebini baktığımızda; kaçak atlardan birisi son dakika yarıştan çıkarılmıştır, diğer kaçak at ise şimdiye kadar hiç geç çıkmamasına rağmen, o gün geç çıkmıştır ve böylelikle SAGARİS önde boş kaldığı için çıktığı gibi bitirmiştir. Yani sonuç anormal durumlardan kaynaklandığı için başarılı ve başarısız yakıştırması; sadece sonuca göre değerlendirildiğinde yanlıştır...
Bilgisi olmayanın fikri çok olduğu bu at yarışı caimasında, bir gün at yarışı tahmincisi olarak karşınızdan ayrılacağım.
Ancak o gün gelinceye kadar bildiğim doğru neyse, onu paylaşmaya devam edeceğim.
İnanıyorum ki bıraktığım iz, beni anlayanların hafızalarına ve gönüllerine kazınmış olacak.
O zaman da benim gözüm arkada kalmamış olacaktır...